29 Haziran 2015 Pazartesi

Terminatör Efsanesi!



     Efsane film Terminatör! Özellikle Arnold Schwarzenegger hayranlarını mutlu eden 'Genisys' vizyonda. Bizzat gittim izledim hem de 3D özelliğiyle. Filmin yeni kadrosunu sevmemek elde değil. Özellikle T-800 ve Sarah Connor arasındaki diyalog gerçekten izleyenlere bir robotun bile sevgi besleyebileceğini yansıtıyor. Şunun şurasında 3 günlük dünya değil mi? Sevelim sevilelim, makinalarla savaşmakta neymiş. Amma velakin bazıları rahat durmamakta ısrarcı. Hal böyle olunca da Arnold abimiz devreye girmezse hiiiç mi hiiiç olmaz. Geri dönüşünü sevdiğimiz canımız Terminatör'ümüz ne iyi ettin. Yaşlanan usta aktöre kılıfını da çok iyi uydurmuşlar filmde. Tabi bu spoilerı burada veremem, izleyin görün. Ejderhaların annesi Khaleesi'ye de farklı bir boyuttan bakmanızı sağlayacak Terminatör. Ne yalan söyleyeyim kız çok güzel fakat o örgülü beyazımsı saçlarıyla daha da güzel. Bir de yakışıklı Kyle Reese var, yakışmışlar rollerinin hakkını vermişler. Filmin özeti kısaca şöyle:
   
  İnsan direnişinin lideri John Conner, Çavuş Kyle Reese'i Sarah Conner'ı koruması ve geleceği güvence altına alması için 1984'e geri gönderdiğinde olayların beklenmedik bir şekilde yön değiştirmesi zaman çizgisinde kırılma yaratır. Şimdi kendisini geçmişin yeni ve yabancı bir versiyonunda bulan Çavuş Reese, T-800'ünde dahil olduğu olasılık dışı müttefiklerle, tehlikeli yeni düşmanlarla ve beklenmedik geleceği yeniden başlatmak göreviyle karşı karşıya kalır.
                                                                                  
                                                                                             Daha ne diyeyim iyi seyirler!




28 Haziran 2015 Pazar

Hadi Yollara!


Seyahat... Var mı seyahat etmekten haz alan? E illa ki vardır ama kast ettiğim yolculuk aşaması. Yol önünde uzaaar gider. Kıvrımlarıyla, düz oluşuyla, inişleri ve çıkışlarının yanı sıra; ormanıyla, deniziyle, dağı ve tepesiyle hepsini bir arada yaşadığınız seyahat gibisi olur mu hiç? Otobüste dağıtılan ikramlardan kahveyi alıp kitabını açacaksın. Ohh mis gibi. En güzeli okumak değil mi zaten?

Geniş geniş yayıla yayıla okunan kitaptan uzaklaşmak istercesine beyniniz sinyal verecek ya da bulanan mideniz. Bu durumda da yapılacak diğer yolculuk yöntemi sıraya girdi demektir: Kulaklığını tak! Kulaklığı takıp herkesten kendini soyutladıktan sonra camdan dışarıyı izlemeye koyulacaksın. İnsanoğlu bu boş durur mu? Durmaz annem durmaz. Bu sefer de bi dünya şey düşündürür müzikle beynindeki böcekler. Ee ne bekliyoruz ezip geçme vaktidir böcekleri. Eyy yolcu düşün güzel yarınları..

23 Mayıs 2015 Cumartesi

İmdaaaat!



       Bugünlerde kafanız karışık mı? Ben de bir hayli tuhaflık var. Havaların dengesiz olmasından dolayı mı acaba? Bir sıcak bir soğuk ne olduğunu hala anlayamadım. Bünyeler karıştı, zarar ziyan söz konusu. Yönümü bulamıyorum a dostlar. Geleceğine tam olarak yön verebilen var mı? Ah bu ben! Biri tutup sarssa dese ki "Hey.. Milena kendine gel şunu yapmalısın ya da böyle yapsan daha iyi olur." Biri bana yardım etsiiiiiinnnn. İmdaaaaaattttt!!


      Bence böyle anlarda kafa kafaya verebilecek beyin fırtınası yapabilecek birkaç kişiye ihtiyaç var. 





Tek bir Nazım.



Benim sevdasında bencil
ama yüreğinde sağlam sevdiğim
Aklıma gelişini seveyim
Ne güzel darma duman ediyorsun beni.

Diyor Nazım Hikmet. Ne de güzel diyor değil mi? Ah şu Nazım güzel adam, sevdası büyük adam. Aşktan asla vazgeçemeyen adam. Bu aşk kimi zaman bir kadına kimi zaman da vatanına duyduğu aşk. Her aşık insan bir Nazım şiirini kendine ithaf eder ya da hemen hemen her çiftin bir şiiri vardır ona ait olan. Birilerinin sesini duyar gibiyim. Ne sende mi? Bir dizide bir replik vardı:"Cebinde Nazım'ın şiirlerini taşıyan adam kötü olur mu hiç?' bence de olmaz. Aşk diyoruz inansakta inanmasakta onun varlığına illa ki yaşanır. Belki yaşadıktan sonra inancın kaybolur belki de sıkı sıkı bağlanırsın. Hayatın umarsız düzeninde ipliklerin pamuk kıvamındaysa eğer aşk seni esir almış demektir dostum. Haydi geçmiş ola..

21 Mayıs 2015 Perşembe

özlem derin.



Bu ne şimdi gece gece? Hep mi özlenir böyle?

Yok Yok Sevemezsin


Bu yazıyı dün gece twitterda dolanırken gördüm. Arka fonda da Halil Sezai çalıyordu, işkenceyi tahmin edebiliyorsunuz sanırım. Allah'ım ne kadar doğru bir cümle. Sen kimsin ki (buradaki sitem onu sevmeye kalkana) benden çok seveceksin sevgiliyi. Hayır bana bir açıkla bunu. Yok mu? Hani nerdesiniz? Bir kişi bile mi yok açıklayacak? Sevdik değil mi canımız çıkarcasına içimizi yaka yaka?.. İnandık, kandık oh ne ala seviliyoruz sandık. Kim bilebilirdi ki bir sabah uyandığında kalbin batmaya başlayacak, elin telefona gidecek ama "aa o yok ki artık" deyip geri bırakacağını.
Selam okuyucu naber? Valla biz böyle yarım kaldık ya sen?..

20 Mayıs 2015 Çarşamba

Yeşilçamı anımsatan yer..






Yeşilçam...
Herkesin kendine göre izlerken zevk aldığı ve hislerine tercüman olan bir yeşilçam filmi vardır. İzlerken kimi zaman gözler dolar, kimi zaman neşeyle kahkahalar duyulur. Bugün öyle bir yer keşfettim ki her yerde bu hatıraların izi vardı. duvarlarda Türk sinemasının yakışıklı jönleri Ediz Hun, Tarık Akan ve güzel mi güzel kraliçeleri Türkan Şoray, Filiz Akın ve daha nicesinin fotoğrafları var. Geçmişe yolculuğa çıkmış gibi bir his kaplıyor insanın içini. Hele bir de girişteki iki sandalye ve bir aynalı masa... Önünde fotoğraf çekmemek elde değil. Hababam Sınıfı'ndan birçok kare var aynanın üstünde.
Hababam Sınıfı üzerine o kadar çok şey yazılabilir ki... Bir film düşünün müziği yavaş çalarken içler acıtıyor fakat ne haldir ki hızlanınca neşe saçıyor. Ton Ton Hafize Ananın,"çocuklarım" deyip öğrencilerini öyle sevdiği Mahmut Hocanın, yakışıklı Ferit'in, kurnaz Güdük Necmi'nin ve her defasında onun oyununa gelen İnek Şaban'ın yerini kim tutabilir şu zamanda? Neyse konuyu çok dağıttım sanırım.
Sonuç olarak metrobüsten Şirinevler durağında indikten sonra Vista-de Cafe&Restaurant adlı mekana gidip bir çay içmelisiniz. Bence bu fotoğrafları görmek için bile gidilebilir. Hadi yeşilçam yolculuğuna...